Siz hiç metrodan çıkarken, bir adamın sizi lalelerle beklediğini gördünüz mü? Neler hissettiniz?
Ben; “ Ne güzel bir kadınım “dedim, "Ne doğru bir adamı bulmuşum”.
Sonra tuttum o adamı kırdım bi lafımla..
Bana, rengine VE güzelliğine karar veremediği için iki buket lale almıştı.
Ben bu kararsız,naifliğini adım gibi bildiğim adamı kırdım.
Karnımız doymuştu,kahvemizi bitirmiştik.
Kadınları desteklemiştik.
Bazen bir an gelir,herşey o kadar güzeldir ki bozulmasından, bir anda gri bulutların kaplamasından korkarsın.
O kadar korkarsın ki , tutup griye sen bularsın.
“Ben hep böyle bir kadınım ” dedim içimden.
Yakın arkadaşlarımla çok yakınlaştıysak hep kaçarım oradan.
Aramam , sormam.
Birisi beni çok severse,ona huysuzlaşırım.
“Sınırlarım kendime değil,sizlere benim”
Kurduğum cümlenin bişeyleri dağıtacağını biliyordum.
Kurduğum cümleler hep dağıtır çünkü birşeyleri.
Korkmadım.
“Ben ne beceriksizim,seni sevme konusunda "dedim içimden.
Dağılan şeyleri ben duydum içerde.
“Ben ne beceriksizim,seni sevme konusunda "dedim içimden.
Dağılan şeyleri ben duydum içerde.
Dışarda hiç ses yoktu çünkü.
Çünkü tartışmaya hiç bir zaman mecalimiz olmadı..
Dışarda sesimiz çıkmaya çıkmaya artık duyar olduk kalbimizin sesini.
Kalbini duyduğum adamı,yaralamayı da çok iyi biliyoruum.
Yaralamak kadar iyileştirmeyi bildiğimi kim söyleyebilir? Bilmiyorum.
Ama bana laleler getiren bu adam,rengarenk güllerle geldiğinde de ve papatyalarla ,menekşelerle ama en çok ortancalarla..
Bana çiçek olup gelen bu adam..
kurduğu çiçek bahçesinde onu nasıl seveceğimi ben hiç bilmiyorum. Daha ne kadar sevilir bilmediğim gibi, bunu ona nasıl anlatırım bilmiyorum.
kurduğu çiçek bahçesinde onu nasıl seveceğimi ben hiç bilmiyorum. Daha ne kadar sevilir bilmediğim gibi, bunu ona nasıl anlatırım bilmiyorum.
” Canımın içinde. Canımı bilmem ama onun gözlerini daha içerde hissediyorum. Onun ellerinin güzelliğine hayran kalırken,boynunu seyrederken boğazımda yumrular topluyorum. Ama bunları ona anlatamıyorum.“
