5 Eylül 2018 Çarşamba

8Mart2017 / Taksim


Siz hiç metrodan çıkarken, bir adamın sizi lalelerle beklediğini gördünüz mü? Neler hissettiniz? 
Ben; “ Ne güzel bir kadınım “dedim, "Ne doğru bir adamı bulmuşum”. 
Sonra tuttum o adamı kırdım bi lafımla.. 
Bana, rengine VE güzelliğine karar veremediği için iki buket lale almıştı. 
Ben bu kararsız,naifliğini adım gibi bildiğim adamı kırdım. 
Karnımız doymuştu,kahvemizi bitirmiştik. 
Kadınları desteklemiştik. 
Bazen bir an gelir,herşey o kadar güzeldir ki bozulmasından, bir anda gri bulutların kaplamasından korkarsın. 
O kadar korkarsın ki , tutup griye sen bularsın. 
“Ben hep böyle bir kadınım ” dedim içimden. 
Yakın arkadaşlarımla çok yakınlaştıysak hep kaçarım oradan. 
Aramam , sormam. 
Birisi beni çok severse,ona huysuzlaşırım. 
“Sınırlarım kendime değil,sizlere benim” 
Kurduğum cümlenin bişeyleri dağıtacağını biliyordum. 
Kurduğum cümleler hep dağıtır çünkü birşeyleri
Korkmadım.

“Ben ne beceriksizim,seni sevme konusunda "dedim içimden.

Dağılan şeyleri ben duydum içerde. 
Dışarda hiç ses yoktu çünkü. 
Çünkü tartışmaya hiç bir zaman mecalimiz olmadı.. 
Dışarda sesimiz çıkmaya çıkmaya artık duyar olduk kalbimizin sesini
Kalbini duyduğum adamı,yaralamayı da çok iyi biliyoruum. 
Yaralamak kadar iyileştirmeyi bildiğimi kim söyleyebilir? Bilmiyorum. 
Ama bana laleler getiren bu adam,rengarenk güllerle geldiğinde de ve papatyalarla ,menekşelerle ama en çok ortancalarla.. 
Bana çiçek olup gelen bu adam..

kurduğu çiçek bahçesinde onu nasıl seveceğimi ben hiç bilmiyorumDaha ne kadar sevilir bilmediğim gibi, bunu ona nasıl anlatırım bilmiyorum


  ” Canımın içinde. Canımı bilmem ama onun gözlerini daha içerde hissediyorum. Onun ellerinin güzelliğine hayran kalırken,boynunu seyrederken boğazımda yumrular topluyorum. Ama bunları ona anlatamıyorum.“

g

Birbirimize doğru genişledi yüreğimiz,

Bunca derdi dünyanın, bu yüzden sığdı içimize..

Beni güzel sevdin bunca zaman,

Daim olsun, ömrümüz yettiğince.. 

3 Ağustos 2018 Cuma

E ama sana kırgınım Ali. Nefesim düzelmedi 9 aydır. 
9 ay oluyor ve ben her seferinde baştan hatırlıyorm bana 5i 20 geçe gelen telefonu.
Hani kimseyi kırmıyodun ya sen? Ben sana dargınım.
İçim öyle buruk,öyle ağrılı ki. 
İnan  bilmiyorum , bilmiyorum.
Gençliğe bakıyorum Ali,26 yaşında yaşlanmaya,
Saçlarımda birden çıkan beyazlara,
Bu beyazların bir naif yüzünden oluşuna..
Boğazımda yumru oluşuna çare bulamıyorum.
Solan çiçeklere benziyorsun , onları saksıdan çıkaramıyorum.
Vazgeçemiyorum , solmuş bu dönmez diyemiyorum.
Sen nelere benzedin böyle , bi yerinde duramadın.
Ben hayatı kabul ettim Ali, herkesi kabul ettim. 
Evet bu da olur biz insanız dedim. Hep dedim hep.
Tüm duvarlara tosladım ama duvara hiç kızmadım.
İnsanlar duvar oldu çoğu zaman, ne oluyor diyemedim.
Ama sana ne oldu da ! 
Sana darıldı yüreğim, bu buruğu ben düzeltemem.
Evimizdesin, bizimlesin. 
Çiçeksin, balkona saklanan kuşsun.
Sahi sen şu kırlangıç mısın? 
Bizimle oturuyorsun, televizyon izliyorsun.
A meşale'ye gittik. Herşey değişmiş gördün ya.
Ama kırıklar.
Ama kayboluşun.
Birden, kimseye bir şey söylemeden.
Gidişin Ali.
Değişen hiç birşey bunu kabul ettirmiyor.
Senin içtiğin kahveyi,giydiğin ceketi , el yazını , kalemini, gülüşünü ..
Hiç bir şarkıyı ezberleyemeyişini..
Herşeyini hatırlıyoruz.
Hatırlamak ne kaba bir laf!
Herşeyinle yaşıyoruz.
Ama sana ne oldu da! 

Bir şeyden ötürü, bir kaç şeyden hatta belki mutsuzdum. kırılmaya çalışıyorum fakat çatlaklar oluşuyor ağrı yapıyordu.
Bir şeyden dolayı mutlu olmaya çalışıyor, olduğumda sonuna kadar gizliyordum.
Fakat bir pazartesi sabahı biraz geç uyanıp yavaş yavaş hazırlanıp , sevgilimin beni almasını beklediğimde düşünmelik zamana sahip oldum. 
Bir şeyler oluyor inceldikçe inceliyordu tahammül duvarı. 

Birşeyleri fazlaca hatırlıyor eskilerle yenileri karıştırıyordum. 
Canım yanmıyor sanıyordum hatırladıkça acıyordum.
Bir sabah uyanıp hepsini silmiş olmayı , mutluyum derken korkmamayı diliyorum.

26 Temmuz 2018 Perşembe

25 Temmuz 2018 Çarşamba

İçimde çiçekler açmayalı oldu baya.

Doyasıya sarılıp, bakarken kıyamadığımı hissettiğim zamanları bir defterin içine koymuş baş ucumda tutuyorum.

Daha güzel notlarım da olmuştu , olucaktırda zaten demiştim kendime.

Herşey defterin arasında kalmış meğer.

Bana sabah kalkarken ve akşam yatarken o naiflikleri hatırlatması için ona bakıyorum.

Ama aynanın karşısına geçince onu göremiyorum.

Bir şeyler döküldü dallarımdan , olur elbet herkesin bir sonbaharı..

İyi bir şeylere yürümek, yolumda yeşil dallar görmek isterken ben ,

Sayfalara sıkışıp kaldım.

Don yapmış yüreğime çare bulamıyorum.

Güzel müzikler veya iç açan gömlekler uyduramıyorum.

İlkbahar gelir mi?




The new Moon has been pretty spectacular.💙

10 Temmuz 2018 Salı

Not:

Akşam iş çıkışı eve dönerken ;

Yolda kendimi kaptırıp artık başımı ne kadar eğmişsem yokuş aşağıda kalan bir evin mutfağını farkettim.

Kadın ocak başında tavaya bir şeyler diziyordu.Dikkatimi yemek değil de , ayağında ki patik çekti.

Çetik miydi onun adı? 

Temmuz ayındayız , benim ayaklarım cayır cayır yanıyor. İçime sıcak bastı görünce.

İşte bir diğer kişi için o ayaktaki patik kadar anlaşılmazız aslında.

Çokta kendimizi ve yaz ortasında ayağı üşüyen kişiyi yormamak gerekiyor.

Biraz salsak kendimizi yokuşlardan aşağı ? Sanki yetecek gibi..

Kendime pöti kareleri kapağı olan kavanozlar aldım.Hayat iki renkle de sevimli olabilir..